Yaban Romanı Özeti – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

74
yaban kitabı

Milli Mücadele Dönemi Edebiyatımızın önemli isimleri arasında yer alan Yakup kadri Karaosmanoğlu 1889’ da Kahire’ de başlayan 85 senelik hayatına roman, anı, makale, şiir, deneme gibi çok çeşitli türlerde onlarca eser bıraktı. Konularını, karakter ve tiplerini dönemin çalkantılı yapısından alan yazar, siyasi donanımını eserlerinde başarı ile işledi. Daha çok romanları ile Türk Edebiyatı’nda sağlam bir yer edinmiş olsa da başta  Politikada Kırkbeş Yıl olmak üzere yazdığı anı kitapları ile de çağımıza ışık tuttu.

Yaban Romanının Edebiyatımızdaki Yeri

Yakup Kadri Karaosmanoğlu denildiğinde ilk akla gelen eser şüphesiz Yaban oluyor. Değerli klasiklerimiz arasında hala okunan, okunması teşvik edilen, her dönemde önerilen ve her neslin okuması gerektiği kitaplar arasında gösterilen bir roman.  Bunun yanında Türk Edebiyatımız’ da ülkemizde aydın sorununu Ahmet Celal karakteri bağlamında, tartışmaya açmadan, kusursuzca işliyor. Ülkemizde hala güncelliğini koruyan aydın-halk kopukluğunu bir aydının perspektifinden ele alarak aslında günümüze de önemli mesajlar veriyor.

Yaban Romanının Özeti

35 yaşına yaklaştığı bir dönemde Birinci Dünya Savaşı’ nda yedek subay olarak görev alan Ahmet Celal, savaş sırasında sol kolunu kaybeder. Bunun üzerine emiri altında bulunan Mehmet Ali’ nin daveti üzerine Porsuk yakınlarında bulunan bir köye gider. Köyde geçirdiği iki yıl boyunca köylüler tarafından her düşüncesi ve davranışı ile bir yabancı olarak nitelendirilir. Ahmet Celal kendisine ‘yaban’ adını veren köylü insanının dünyasına ne kadar girmeye çalışsa da  halk ile arasındaki görünmez duvarları yıkamaz.

     Kendisini köy insanının karşısında savunan Mehmet Ali’ nin yeniden askere gitmesi ile birlikte Ahmet Celal için buhran ve yalnızlık evresi başlar. Bu dönemde köyün en güzel kızı  Emine ile duygusal bağlar geliştirir. Ancak bir ‘yaban’ olduğu için köylüler ona Emine’ yi yar etmezler, üstüne Emine’ yi köyün yakışıklı delikanlılarından İsmail ile evlendirirler. Köyde horlanan, yalnızlığa itilen Ahmet Celal, yaşadıklarını günü gününe bir deftere kayıt eder. Romanda okuduklarımız aslında bu defterdir.

     Rumlar’ ın köyü işgal etmeleri ile romanın sonuç bölümüne giriş yapılır. Rumlar, köylüleri meydanda toplayarak kurşun yağmuruna tutarlar. Kalabalıktan istifade etmek isteyen Ahmet Celal, Emine’ nin kolundan tutarak kaçmaya çalışır fakat yaralanırlar. Emine ayağından vurulmuştur , bu sebeple ayrılmak zorunda kalırlar. Ahmet Celal, köydeki hayatını yazdığı günlüğünü  Emine’ ye teslim ederek bilmediği uzaklara doğru yürür.

     Sakarya Savaşı’ ndan sonra köyü ziyarete gelen görevlilerin bulduğu bu defter, romanın asıl metinlerini oluşturur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz