Pazartesi, Ağustos 8, 2022

Stresin Gebelik Üzerine Etkileri Nelerdir?

Yapılan bazı çalışmalar yüksek orandaki stresin erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırdığını göstermektedir. Pek çoğumuzun bildiği gibi, bizi zorlayan, kısıtlayan ve engelleyen olaylar, durumlar karşısında verdiğimiz tepkilerin tümüdür. Stres kavramı birçok insanın düşündüğü gibi sadece üzerimizde hissettiğimiz baskı ve gerginlikle sınırlı değildir.

Stres bir süreç olarak ele alındığında, olayları değerlendirme şeklimizden, düşüncelerimize, duygularımızdan davranışlarımıza kadar pek çok boyuttan oluşur. Stresle baş etmenin en iyi yolu, kişinin kendisinde strese sebep olan şeyleri fark edip kontrol altına almasıdır. Pek çok insan stresin, kişinin dışında gelişen çevresel nedenlerle oluştuğunu düşünür. Aslında stresi oluşturan, bu çevresel etkileri, bireyin nasıl algıladığıdır.

Kişi karşılaştığı olayları pek çok faktör ışığında değerlendirir ve yaşadığı olaylara bir anlam yükler. Kişi yaptığı bu değerlendirmeler sonucunda çevresindekiler sebebiyle stres yaşar ya da yaşamaz. Stres kaynakları kişiden kişiye değişiklik gösterse de, pek çok insan için geçerli olan, bilinen stres kaynakları da vardır.

Stres  Ve Hamilelik (Gebelik) Arasındaki ilişki Nedir?

Son zamanlarda araştırmacılar stresin hangi mekanizmalar ile bu sonuca neden olduğunu araştırmaktadırlar. Yapılan bir araştırmada, hamileliklerinin 18-20. haftasında yoğun stres yaşadıklarını ifade eden kadınların kan dolaşımında kortikotropin salgılatıcı hormon (CRH) adı verilen bir hormonun yüksek oranda bulunduğu saptanmıştır.

Aynı çalışmada yüksek miktarlardaki CRH’ nin erken doğum ile ilişkisinin olabileceği gösterilmiştir. Beyin ve plasenta tarafından üretilen CRH doğum eylemi ile yakından ilgilidir. CRH vücutta prostoglandin adı verilen ve rahim kasılmalarına yol açan bazı maddelerin salınmasını tetikler.

CRH, stres ortaya çıktığında beyinden salgılanan ilk hormondur. Erken doğan bebeklerin kilolarının düşük olması normaldir. Ancak stres, zamanında doğan bebeklerin kilolarının da olması gerekenden daha düşük olmasına yol açmaktadır. CRH ve benzeri stres hormonları, plasentaya giden damarlarda daralmaya neden olarak bebeğe daha az oksijen ve besin maddesi gitmesine neden olmaktadırlar. Bu durum, bebeklerdeki gelişme geriliğinin sebebi olabilmektedir.

Öte yandan yaşanan stresin anne adayının davranış ve alışkanlıklarının değişmesine neden olarak erken doğum ve düşük doğum kilosuna yol açabilmektedir. Yüksek oranda stres yaşayan bir kadın sağlıklı yaşam koşullarına dikkat etmeyebilir, yeterli ve düzgün beslenmeyebilir ve hatta alkol-sigara gibi hamilelik üzerinde olumsuz etkileri olduğu kanıtlanmış alışkanlıklar edinebilir. Bu alışkanlıklar sadece erken doğum ve düşük doğum ağırlığına değil, bebekte bazı yapısal anomalilere de yol açabilmektedir.

Stresin Gebelik Üzerine Etkileri Nelerdir?

Yapılan çalışmaların stresin bazı gebelik komplikasyonları ile de ilgisinin olabileceğini göstermektedir. Yapılan bir araştırmada, gebeliklerinin erken döneminde yoğun stres yaşayan kadınlarda gebeliğe bağlı yüksek tansiyon ve preeklampsinin yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Amerika’da yapılan bir başka çalışma ise yoğun stresin düşük riskini 2-3 kat arttırdığını ve bu artışın 32 yaşından büyük kadınlarda daha belirgin olduğunu ortaya koymaktadır.

Hamilelik süreci hem kadın hem de ailesi için özel ve farklı bir dönemdir ve  bu dönemde hamile kadının vücudunda, duygularında, ve yaşam tarzında değişiklikler meydana gelebilmektedir. Bu değişiklikler yaşam kavgası içinde iş ve aile yaşantısında pek çok zorluk yaşayan kadına yeni stresler de  eklemektedir. Stres rahatsız edici boyutlara ulaştığında bütün insanlar için olduğu gibi hamile bir kadın için de zararlı olabilmektedir. Aşırı stress kısa dönemde halsizlik, yorgunluk, uykusuzluk, anksiyete, iştahta artma ya da azalma, baş ve sırt ağrılarına yol açabilmektedir.

Yüksek düzeyde stres uzun süre devam ettiğinde enfeksiyonlarla başa çıkma yeteneğinde azalma, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları gibi problemleri beraberinde getirebilir. Hamileliğe bağlı ortaya çıkan bulantı, kusma, sık idrara çıkma, bel ağrısı, ellerde ve ayaklarda şişlikler gibi belirtiler hamile kadın için stres kaynağı olabilmektedir. Hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonal değişimler de ayrıca kadının psikolojik durumunda ve mizacında ciddi  değişikliklere neden olabilmektedir.

Doğum Korkusu nun (Sezaryen Veya Normal Doğum ) Yaratabileceği Stres Nedir?

Hamile kadın ve eşini strese sokan önemli bir faktörün de bebeklerinin sağlık durumu ve doğumda bir problem çıkıp çıkamayacağı korkusudur. Bebeğin sağlıklı olup olmadığı hemen hemen tüm kadınlarının zihnini tüm hamilelik süreci boyunca meşgul eder. Bununla birlikte özellikle ilk hamileliğini yaşayanlar, doğum süreci ve doğum şekli ile ilgili olarak da sıkıntılar yaşarlar. Kadınların pek çoğu doğum sancıları ile başa çıkamayacağını, rahat ve güzel bir doğum yapamayacağını ve bebeğine zarar verebileceğini düşünmektedirler.

Ayrıca bebeğin doğumu ve sonrasındaki harcamalar sırasında sıkıntı yaşayacakları korkusu geleceğin ebeveynlerini huzursuz eder. Özellikle son yıllarda tüm dünyada yaşanan ekonomik krizler nedeniyle işsiz kalma korkusunun da eklenmesi, yaşanan stresin artmasına neden olmuştur. Tüm bu streslerin eğer riskli bir gebelik söz konusuysa artabileceğini de unutmamak gerekir. Hamileliğin getirdiği yüksek risk nedeni ile işinden ayrılmak zorunda kalan, hele hele yatağa bağlanmak zorunda kalan kadın için önündeki dönem oldukça zor geçebilmektedir. Her birey farklı durum ve davranışları stres kaynağı olarak görebilmektedir.

Birisi için eğlenceli olan bir durum diğeri için stres kaynağı olabilir. Benzer şekilde bireylerin strese verdiği cevaplar  da farklıdır.

Gebeler Stresten Korunmak İçin ne Yapabilirler?

Her hamile kadın özel ve iş yaşantısındaki stres kaynaklarını belirlemeli ve bunlarla mücadele yöntemleri geliştirmeye çalışmalıdır. Hamile olsun ya da olmasın her kadın eğer sağlıklı ve güçlü ise stres ile daha kolay mücadele edebilir. Bu nedenle hamile bir kadın sağlıklı beslenmeli, yeteri kadar uyumalı, alkol ve sigaradan uzak durmalı ve egzersiz yapmalıdır. Egzersiz kadının güçlü olmasını sağlar ve yorgunluk, halsizlik ve bel ağrıları gibi hamilelik ile ilgili rahatsızlıkların görülme sıklığını azaltmaktadır.

Eş, aile ve iş arkadaşlarının desteğinin de çok önemli olduğunu unutmamak gerekmektedir . Bu kişiler hamile kadına duygusal açıdan destek olabilecekleri gibi, işlerinde yardımcı olarak da kadının yaşadığı stressin azalmasına yardımcı olabilmektedirler. Hamilelikte önerilen bazı stres ile mücadele teknikleri bulunmaktadır.

Hamilelik Sürecinde Stresle Başa Çıkmak İçin Ne yapmak Gerekmektedir?

Özellikle gevşeme teknikleri doğum sırasında da kadına yardımcı olmaktadır. Bebeğinizin ve kendinizin sağlığı için gevşeyin. Dinlenmek için gün içinde kendinize zaman ayırın. Rahat bir pozisyon alın. Telefon ve televizyon gibi cihazların olmadığı bir odada uzanın. Zihinsel olarak kendinizi hazırlayın. Aklınızdan her şeyi çıkartarak gevşemeye çalışın. Soluk alıp verişiniz üzerine odaklanın. Karnınızdan (göğsünüzden değil) nefes alıp verin.

Yavaş, derin ve ritmik bir şekilde soluk alıp verin. Kaslarınızı dinleyin ve onları gevşetmeye çalışın. Kendinizi huzur verici bir yerde düşleyin. Bebeğinize güzel sözler fısıldayın. Bunları her gün 20-30 dakika süreyle yapın. Ayrıca  rahatlatıcı, hoşlandığınız bir müziği de dinlemeyi unutmayın.

Stresle Başa Çıkmak için Bazı Öneriler

Düşünme Tarzınızı değiştirin.

Kendimizi nasıl hissettiğimiz ve duygularımız, hayata nasıl baktığımıza bağlıdır. İnsanın düşünme tarzını ya da inanışlarını, bunların yanlış olduğunu bilse de,  değiştirmesi uzun bir süreçtir. Hayatımızı yönlendirecek olan düşünce tarzını, hayatın içinden çekip çıkarmayı öğrenmeliyiz.

Derin Bir Nefes Alın.

Stres çoğu zaman derin derin nefes almanızı engeller. Sık sık ve az nefes almanıza sebep olur ki, bu durum gerginliğinizi daha da arttırır. Göğsünüzde bir gerginlik hissedip hissetmediğinize bakın. Belki farkında farkında bile olmadan nefesinizi tutuyorsunuzdur. Derin nefes alamamak, kanınıza az oksijen gitmesine sebep olur ve bu da kas gerginliğine yol açar. Bu durumda baş ağrısı çekebilir kendinizi gergin ve sinirli hissedebilirsiniz. Kendinizi gergin hissettiğinizde 1 dakika boyunca derin derin nefes alın. Nefesi burnunuzdan alıp ağzınızdan verin.

Zamanınızı İyi Kullanın.

Stresin en önemli kaynaklarından biri, pek çok şeyi aynı anda yapmaya çalışmak ve zamanı etkin planlayamamaktır. Dağınıklık ve plansızlık, stresi besler. Yapmak istediğiniz pek çok şey aynı anda, bir arada olursa, karışıklığa, unutkanlığa ve bitirilmemiş pek çok işiniz kaldığı duygusuna kapılmanıza neden olur. Bunun için yapacaklarınızı mutlaka planlayın. Rahat takip edebileceğiniz gerçekçi bir plan yapın ve bu planda stresle başa çıkmak için harcadığınız zamanı da kaydedin.

Sosyal Ortamlarda Bulunun: Sosyal etkinliklerinizi ve arkadaş çevrenizi genişletin. Sevdiğiniz insanlarla birlikte olun.

İyi Vakit Geçirmeyi Bilin: Yaşamın baskısından kurtulup, eğlenmeye de ihtiyacımız vardır. Kendinize, eğlenip, keyif alabileceğiniz ortamlar yaratın.

Konuşun

Duygularınızı ifade edin. İfade edilmeden birikmiş duygular hayal kırıklığı ve stres yaratır. Güvendiğiniz arkadaşlarınıza, ailenize ya da kocalarınıza duygularınızı anlatın. Gergin Hissetiğinizde Bir Dakika Durun. Her ne yapıyorsanız onu bırakın ve bir dakikalığına kendinizi o gergin anınızda, olmak istediğiniz, sevdiğiniz, sizi rahatlatacak bir yerde hayal edin.

Fiziksel rahatlığınıza Önem Verin: Rahat giysileri ve rahatlatıcı ortamları tercih edin.

Hareket edin: Fiziksel aktivitenizi arttırın. Fiziksel aktivite stresi önlemede ve azaltmada çok etkilidir. Sevdiğiniz egzersizleri ve sporları sürekli ve düzenli olarak yapın.

Sağlığınıza Dikkat edin: İyi beslenin, iyi uyuyun, yeterince dinlenin. Gerçekten hoşlandığınız ve düzenli olarak yapabileceğiniz bir spor yapın, ya da kendinize seveceğiniz bir egzersiz programı hazırlayın.

Gülün: Mizah duygusuna sahip olmak çok önemlidir. Sizde mizah duygunuzu geliştirmeye çalışın.  

Sınırlarınızı Bilin: En önemli stres kaynaklarından biri, kişinin aslında kontrol edemeyeceği kişi ya da olayları kontrol etmek istemesidir. Stresli bir durumda karşılaştığınızda “Bu benim çözmem gereken bir sorun mu” diye düşünün ve eğer cevap hayır ise, hemen o olaydan uzaklaşın. Durumu olduğu gibi kabullenmek zorunda olduğunuz durumlar olduğunu bilin ve bunları kabullenin.

Hep Haklı Olamazsınız: İşler sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Yardımlaşmayı ve yan yana olmayı, karşı karşıya olmaya tercih edin. Karşılıklı özveri ve alttan almalar daha sorunsuz ilişkiler geliştirmenizi sağlar. Başkalarına karşı anlayışlı olmazsanız, bu sizde hayal kırıklığı ve öfkeye sebep olur. Başkalarını eleştirmekten kaçının. Diğer insanların, hoşunuza giden taraflarını övmeyi öğrenin. Kendi iyi özellikleriniz ve iyi yaptığınız işler için de kendinizi övün.

Ağlamaktan çekinmeyin

Ağlamak istediğinizde ağlamak sağlıklıdır. Eğer içinizden geliyorsa ağlayın, içinizde tutmayın.Etrafınızdaki Güzel Şeyleri Görün. Stres altında olduğumuzda olumsuz düşünme ihtimalimiz daha yüksektir. Siz yine de etrafınızdaki küçük güzellikleri ve mutlulukları görmeye çalışın. Gevşeme teknikleri ya da meditasyon gibi rahatlama yolları öğrenin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Aşık Olduğunuz Kişiyi Aklınızdan Çıkarmaya Hazır mısınız?

Aşık olunan kişiyi unutmak için bu önerileri denemelisiniz. Aşk gerçekten de dünyanın en özel ve güzel duygusu. Ancak ne yazık ki hayatta her zaman...