Dünya Dışı Yaşamın İpuçları

21
dünya dışı yaşam

Bilim insanları, uzak dünyalara ait atmosferleri Dünya’da oluşturuyorlar. Bu çalışmaları, Dünya dışı yaşamın ipuçlarını sunabilir mi?

Bir uzaylıyı nasıl tespit edersiniz? Bazı bilim insanları uzayın derinliklerinden gelen iletişim sinyallerini arıyorlar. Bazıları ise, uzaylılar tarafından inşa edilmiş mega yapıları anlayabilmek için yıldız ışığındaki azalmalara bakmayı öneriyor.

Ama belki de en iyi inceleme yöntemi, uzaylı dünyaları sarmalayan gaz katmanlarını incelemekten geçiyor. Dünya’yı uzaktan inceliyor olsaydık, varlığımızı atmosferimizin analizinden anlayabilirdik. Atmosferimizi oksijen açısından bu denli zengin yapabilecek bildiğimiz tek bir süreç var: Yaşam.

Eğer başka dünyalarda yaşayan canlılar varsa, onlar da mutlaka atmosferlerinde yaşamlarına dair iz bırakacaklardır. Uzaylı atmosferlerine en son teknoloji uzay teleskopları ile bakabiliyoruz ancak burada da bir sıkıntı var: Ne aradığımızı bilmiyoruz. Elimizde karşılaştırma olarak sadece Dünya var; peki yaşamın kanıtı olan başka gazlar varsa? Bu sorunun cevabı uzaylı atmosferlerini Dünya’da yeniden oluşturan yeni bir araştırma türünde yatıyor.

Bazı bilim insanları ise, uzaylı atmosferlerin hava ve atmosfer koşullarını süper bilgisayarlarda canlandırarak bu dünyaların ne kadar yaşanabilir olduğunu görmeye çalışıyorlar. Bu araştırmalar şimdiden yeni nesil uzaylı avcılarının hedeflerinin neresi olması gerektiği ile ilgili heyecanlandıran ipuçları ortaya koyuyor.

HAVADA BİR ŞEY VAR

1992 yılında gerçekleşen, ilk ötegezegenin (Güneşimiz dışında bir yıldızın etrafında dolanan bir gezegen) keşfinden bu yana 4 bin civarında ötegezegen tespit edildi. Bunların büyük bir çoğunluğu, ötegezegen yıldızının önünden geçerken gözlenen (geçiş), yıldız ışığındaki sönükleşme ile tespit edildi. Ötegezegenlerin yarısı bu yöntemle NASA’nın 2009 – 2018 yılları arasında görev yapan Kepler Teleskobu ile keşfedildi. Nisan 2018 yılında NASA, Kepler’in yerine geçen Ötegezegen Geçiş Tarama Uydusu’nu (TESS) gönderdi.

Bir ötegezegenin atmosferini çalışabilmek için astronomlar, ötegezegenin atmosferinden geçen yıldız ışığını inceliyorlar. Farklı gaz molekülleri, farklı dalga boyundaki ışığı soğurur. Araştırmacılar bir geçiş esnasında atmosfer tarafından soğurulan ışığın tayfını alarak, hangi gazların mevcut olduğunu bulabilirler. Bu yöntem aracılığı ile astronomlar, 2001 yılında, bir ötegezegen atmosferinin ilk tespitini ve analizini yaptı, böylece HD 209458 b olarak bilinen gaz devinin atmosferinde sodyum keşfettiler. Bugüne kadar birçok ötegezegenin atmosferi analiz edildi.

Bu dünyaların bazılarında su buharı, metan, karbondioksit ve az miktarda oksijen varlığı tespit edildi. Bu gazların hiçbiri tek başlarına yaşam işareti değiller; oksijen bile. Çünkü oksijenin canlı organizmalara ihtiyaç duyulmadan az miktarlarda üretilebileceğini biliyoruz. Gezegen bilimcisi Dr. Sarah Hörst’ün çalışması tam burada devreye giriyor.

Hörst, Baltimore’da bulunan Johns Hopkins Üniversitesi’nde, ötegezegen atmosferinde bulunabilecek gazların laboratuvar simülasyonlarını oluşturan bir takımın yürütücülüğünü yapıyor. Amaçları bu gazların ne üretebileceğini görmek. Hörst’ün çalışmaları, büyük şehirlerde yaşayan insanlara tanıdık gelebilecek bir atmosferik olgu üzerine odaklanmış durumda.

GAZLARI KAYNATMAK

Ötegezegenlerin en yaygın iki türünün Güneş Sistemimizde eşdeğerleri yok. Bunlardan biri süper-Dünyalar: Dünya’mızın 1,25 ila 2 katı genişliğinde bir kayaç gezegenler bunlar. Diğeri ise mini-Neptünler: Gezegenimizin 2 ila 4 katı genişliğinde, çoğunluğu hidrojen ve helyum olan kalın gaz tabakası ile kaplı, kaya veya buzdan oluşan çekirdeğe sahip gezegenler.

Astronomlar, süper-Dünyaların ve mini-Neptünlerin atmosferlerinin daha kalın ve sisli olduğunu keşfettiler: Işık bu atmosferlerden kolayca geçemiyor. Bunun temel sebebi bu atmosferin bulutlarla kaplı olması (su buharı ya da metan gazı gibi maddelerin yoğunlaşmış parçacıklarından oluşan bulutlar) veya yoğun puslu hava olabilir (şehirlerin üstünde trafikteki araçlar tarafından üretilen kasvetli katman gibi, toz benzeri katı parçacıklardan oluşmuş bir tabaka).

Hörst bunun sebebini bulmaya çalışıyor. Böyle gezegenlerin yaşamı destekleyip desteklemeyeceği üzerine bazı ayrıntılar olabileceğini de belirtiyor. Hörst’e göre pus parçacıkları ışığın atmosferden nasıl geçtiğini etkiliyor.

“Bu durum, gezegenin yüzeyinde yaşam için ne kadar ve ne tür enerji olduğunu ve yüzey sıcaklığını etkileyebilir”. Bu atmosferlerin kimyası ile ilgili kabataslak bir fikrimiz var, dolayısı ile Hörst, bu dünyalarda yaygın olarak bulunan gazları da içeren geniş bir yelpaze ile simülasyonlarını yürütüyor: Su buharı, karbonmonoksit, azot, hidrojen ve metan.

Bu gazları 25°C – 325°C aralığında, farklı oranlarda karıştırıp, süper-Dünya veya mini-Neptün atmosferlerini taklit etmeye çalışıyorlar. Bu adeta kozmik aşçılık yapmak gibi; malzemeleri karıştır, ortalama bir sıcaklıkta pişir ve ortaya ne çıktığını gör. Diğerlerine ek olarak, çok önemli bir malzeme daha var: Molekülleri ayırıp kimyasal tepkimeleri başlatmak için enerji. Ötegezegenlerde bu enerji, yıldız ışığından kaynaklanan yüksek enerjili morötesi ışınımdan veya atmosferin üst katmanlarına doğru yağan kozmik ışınlar tarafından oluşturulan, elektrik yüklü parçacıklardan geliyor olabilir.

Araştırmacılar bu enerji kaynaklarını morötesi lambalar veya elektriksel boşalma ile çalışan flüoresan lambalar kullanarak simüle ediyorlar. Hörst ve takımının oluşturduğu karışımların büyük çoğunluğu, Satürn’ün uydusu Titan’da da gördüğümüz kahverengimsi, hava kirliliğini andıran bir pus oluşturdu. Karışımın içeriğine bağlı olarak pus miktarı da ciddi oranda değişiklik gösterdi., bolca su buharı ve metanla gerçekleştirilen iki deney en fazla pusu oluştururken, üçüncü bir deneyde benzer bir pus oluşturdu, ancak bu deneyde hiç metan yoktu.

Bu uzak dünyalardaki pusun, yaşam izlerini bulma olasılığı açısından ne anlama geldiğini öğrenebilmek için daha çok fazla araştırma yapmak gerekiyor.

Hörst, bazı durumlarda bu pusun zararlı ışınların geçmesine engel olabileceği gibi (aynı ozon tabakasının yaptığı gibi) yüzeyde sıvı suyun oluşmasını engelleyebileceğini ve düşük yüzey sıcaklığına sebep olabileceğini de belirtiyor. “Yüzeyde koşulların nasıl olabileceğini ve hangi süreçlerin pus oluşumuna katkı sağladığını anlayabilmek için gezegenler ve atmosferleri hakkında daha fazla bilgiye sahip olmalıyız.

” Bu bilgilere sahip olana kadar, bu araştırmanın genel amacı, sadece yaşam varsa oluşabilecek yani uzaylı bir yaşamın işareti olabilecek molekülleri (veya moleküller grubunu) tespit edebilmek.

Science dergisi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz