aşk nedir ne değildir

İnsanoğlu ne çekti şu Dopamin denen uyarıcıdan, aaa o da ne? Ben kullanmıyorum demeyin sakın. İlla ki siz de uğraşmışsınızdır bu hınzır uyarıcıyla 🙂 Bu uyarıcı: ilaç, içecek, çekecek bir şey değil, karmaşık bir kavramı (en azından bizler için karmaşık) uzatmaya gerek var mı bilemiyorum ama olaya kestirmeden gitme yanlısıyım zira işin tıbbi yönüyle ilgilenmiyoruz.

Dopamin: mutluluk hormonu. Bu hormon salgısı fazlalaştığında uyarıcı bir rol alır ve diğer bir kaç uyarıcı hormon da devreye girer (ki) çorbada tuzları bulunsun. Dopamin ilginin belli bir noktaya odaklanmasına ve o amaca yönelik davranışların artmasına sebep oluyor, bilim adamları aşk ta bu hormonun büyük etken olduğunu savunuyorlar. Dopamin in artmasıyla diğer iki hormonda salgıyı çoğaltıyor ve iştahsızlığınız, uykusuzluğunuz artıyor.

Aşk nedir ?

Sorusuna verilen cevaplar hemen hemen aynı noktada buluşuyor ve bizlerin bir süre akılını başından alıyor. Uçuk kaçık değil iseniz bile aşk oduna düştüğünüz dönemde sizden umulmayan davranışlar sergileye biliyorsunuz. Aşkın ilk halleri hazzına doyulmayan duygularla örtüşüyor, birçok şeyin farkına varamıyorsunuz, zaman içinde aşk harmanlanıyor ve sizin şeklinize bürünmeye başlıyor. Başlarda size muazzam gelen şeyler daha bir rutinleşiyor ve aşkla kapattığınız gözlerinizi ve duygularınızı yavaş yavaş açıyorsunuz. Sevgiyle aşkı bir arada yaşıyorsanız ilişkiniz uzun yıllara varabiliyor, yok aşkın ardından sevgi hazır kıta gelmiyor ise aşk ta kendini karanlık sularda boğulmaya mahkum ediyor.

Bir bakışına, gülüşüne, saçının teline ya da masum görünmesine vurulduğunuz, uğrunda yemediğiniz, içmediğiniz, uyumadığınız zatı muhterem gün geçtikçe sizden farklı bir hal alıyor ve sizin istediğiniz davranışları sergilemiyor. İşte tam bu noktada ikileme düşüyorsunuz ve başlıyor bir kurt içinizi kemirmeye, acabalarla boğuşup, nedenlerle savaşıyorsunuz. Tüm bu karmaşada “Ahh ulan ahh bulamadım benim gibi sevecek birini” sözünü kullanıyorsunuz, kurduğunuz her cümlede “Benim gibi, Benim yarım kadar” lar başrolde oluyor.

Aşk karşınızdaki kişide kendinizi aramaktan başka bir şey değil aslında. Bunu enikonu düşününce hak vereceksiniz ama unutmayın ki sizden bir tane var. Karşınızdaki insanı kendi kalıbınıza soktuğunuzda aşkın büyüsü kaçacak ve sıradanlaşacak bir ilişkiye sahip olacaksınız. Hınzır dopamin tekrar salgılanmaya başladığında sil baştan bir aşk için gözleriniz ve beyniniz arayışta olacak 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz